22 Mayıs 2011 Pazar

A SERIOUS MAN

Komedi mi? Gülmekten mi bahsetmiştik? Yo, hayır, "ciddi" değildim herhalde! Çünkü geçirdiğim bir buçuk saatin içinde gülmek eylemi yoktu.Tebessüm? Kesinlikle.
"Kara mizah, veya kara komedi, komedi ve hiciv'in alt türlerinden biridir. Genellikle ciddiyetle anılan cinayet, ölüm, hastalık, savaş, akıl hastalığı gibi konuları mizahi bir anlayışla ele alır. Kara mizah açık seçik olana karşıtlık göstermesine rağmen bu anlayışla ilişkilidir. Dolaysız gülmecede mizahi durumların çoğu şoka ve ani değişimlere dayanırken kara mizah genellikle ironi ve hatta bazen yazgıcılığı (fatalizm) kullanır. Stanley Kubrick'in yönettiği "Dr. Strangelove" filmi, sinema alanında bu mizah türünün öncüsü olarak gösterilir.Kara mizah içinde aynı zaman parodi, yani biçimle öz arasındaki ayrılıktan gülünç etki yaratma yer alır. Yaygın olarak, ciddi olması gereken ancak açıkça bunu başaramayan bir duruma karşı gösterilen tepki kullanılır." diyor Vikipedi kara komedi için. Coen Kardeşlerin yazıp yönettiği A Serious Man, bu türün bir örneği. Ki bu da neden kaşlarımın Küçük Emrah misali yaylaşmış ve dudaklarımın ne yapacağına karar verememiş halde gülümsüyor olduğu açıklıyor.
Gayet ciddi olduğunu düşünebileceğiniz ama o biçimli yeşil çimenli görüntüler ve yoğun yahudi gelenekleri arasında ciddiyetine karar veremediğiniz durumlara karşı çeşitli saçma tepkisizlikler dahilindeki tepkilere neden oluyor bu durumda film.
Larry Gopnik, üniversitede fizik dersi veriyor. İlk bakıştan hemen anlıyoruz, bildiğimiz ileri zeka ineklerden. Gözlüğü, hafif dökülmüş kıvırcık saçları, taşıdığı çantası, duruşu, bakışıyla her şeyi belli. Üstüne bir de yahudiliğinden gelen kendi ahlaki normları yüzünden olabildiğince iyi aile babası kıvamında bir insan. Haram para yemez, elin karısına kızına bakmaz (o kadar da değil de lafın gelişi icabı), çocuklarına bağırmaz tipte. Otorite ve başına buyruk olduğunu düşünebileceğimiz bir karısı, süsleneyim gezeyim tozayım anlayışında bir kızı ve ergenliğe bulaşmaya başlamış bir de oğlu ile nezih bir banliyöde yaşıyor. Bir de işte hafif çatlaktan hallice erkek kardeşi onlarla birlikte kalıyor o kadar. Sonrasında yalnız, herşey arabın saçına özeniyor.
Filmin açılış sahnesi ayrı bir güzellik bu arada. Gerisi ise aralarda kulaklarımıza yükselerek gelen Jefferson Airplane'in White Rabbit'ten sonra en iyisi diyebileceğim Somebody To Love'ının tınıları ve sıcak havanın sessizliği ile geçiyor. Çoğu zaman sıkılmak üzereydim bile diyebilirim bu sessizlikten. 
Birlikte aday olduğu diğer Oscar adaylarına nispeten yavaş, sessiz bir yapısı vardı filmin. Esasında filmin bir sahnesini kısa film olarak tasarlamış Coenler, sonradan filme çevirirken diğer sahneleri ve hikayeleri eklemişler. Hı bir de yine bir 60lar havası içerisindeyiz, bence filmin bir diğer artısı da bu.
Filmin bir de senaryo adaylığı vardı, ancak festivallerden topladıklarının aksine aday olduğu iki kategoride de ödülü alamadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder